İSFED | Yönetim Kurulu | Etkinlikler | İSFED Yayınları | Duyurular | Sıkça Sorulan Sorular | İletişim İslâm Felsefesi | Makaleler | Kitap Tanıtımları | Diğer Siteler | ENGLISH IN BRIEF Copyright (c) 2008 İSFED İslam Felsefecileri Derneği (800 x 600 dpi) Sitede yer alan her türlü içeriğin her hakkı saklıdır. Sitede yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. güncellenme tarihi: 01.06.2008 web tasarım: İsmail Akyol / patika.iol |
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
İSFED İslam Felsefecileri Derneği'nin merkezi Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ndedir ve şubesi yoktur. Derneğin, tüzüğünde ifade edilen şekliyle amaçları: İslam Felsefesi alanında faaliyet göstermek ve İslâm felsefecileri arasında işbirliği ve dayanışma temin etmek üzere: a. İslam Felsefesi'yle ilgili akademik ve genel düzeyde her türlü bilimsel çalışmaların yapılmasını planlamak, gerçekleştirmek, yapılan çalışmalara destek sağlamak, bu çalışmaların geliştirilmesini ve yayılmasını temin etmek, b. İslâm Felsefesi alanında kitap, dergi ve diğer ilgili yayımlar yapmak, c. İslâm Felsefesi alanında yapılan lisansüstü çalışmalarına destek olmak, bu alanda çalışan öğrencilere rehberlik etmek, burs temin etmek ve faydalı olacak her türlü faaliyeti gerçekleştirmek, d. İslam Felsefesi alanında akademik düzeyde ve halka yönelik konuşmalar yapmak, toplantı, seminer, konferans ve sempozyum düzenlemek, e. İslâm Felsefecileri ve İslâm Felsefesi'yle ilgilenen tüm akademisyenler arasında işbirliği ve dayanışmanın teminine yönelik faaliyetlerde bulunmak, f. İslâm Felsefesi'yle ilgili gerek Türkiye'de gerekse dünyada yapılan bilimsel çalışmalarla ilgili kaynakları temin etmek ve bir bilgi merkezi oluşturmak, g. İslam Felsefesi'yle ilgili bir Web site hazırlamak, h. İslâm Felsefesi alanında yapılan çalışmaları değerlendirmek ve başarılı görülen çalışmaları ödüllendirmek, i. Lisans ve lisansüstü düzeyde İslâm Felsefesi'yle ilgili yazılı ve sözlü yarışmalar düzenlemektir. Derneğe Türkiye Üniversitelerinde İslam Felsefesi alanında eğitim ve öğretim yapan bütün öğretim elemanları üyelik için başvurabilirler. Üye olabilmek için lütfen aşağıdaki adresle temas ediniz: Doç. Dr. Müfit Selim Saruhan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 06500 Ankara Tel: 0312 212 68 00/ 291 e- posta : saruhan@divinity.ankara.edu.tr
Değerli dernek üyelerimiz, Üyelik aidatlarınızı aşağıdaki banka hesabımıza yatırabilirsiniz. T.C. Ziraat Bankası A. Ş. Beşevler Şubesi Hesap No: 5497871-5001
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Kurucu üyeler hakkında detaylı bilgi için resimlerin üzerine tıklayınız. |
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
İSFED Kurucu üyeleri: Yrd. Doç. Dr. Nuri ADIGÜZEL Üyeler hakkında detaylı bilgi için isimlerin üzerine tıklayınız. İSLAM FELSEFECİLERİ DERNEĞİ OLAĞAN GENEL KURULU İslam Felsefecileri Derneği olağan Genel Kurulu 9 Haziran 2007 tarihinde Ankara Üniversitesi Ilgaz ÖRSEM tesislerinde yapıldı. Ankara Üniversitesi Ilgaz ÖRSEM tesisleri Yeni Yönetim ve Denetim Kurulları şu şekilde teşekkül etti.
Yönetim kurulu: Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ altintas@divinity.ankara.edu.tr Prof. Dr. Mehmet BAYRAKDAR bayraktarm@yahoo.com Yrd. Doç. Dr. Gürbüz DENİZ gurbuzdeniz2002@yahoo.com Üyeler hakkında detaylı bilgi için isimlerin üzerine tıklayınız.
Yrd. Doç. Dr. İbrahim MARAŞ imaras2002@yahoo.com
Doç. Dr. Müfit Selim SARUHAN saruhan@divinity.ankara.edu.tr
Denetim Kurulu: Doç. Dr. Mevlüt UYANIK mevlutuyanik@hotmail.com
Yard. Doç. Dr. Eyüp Bekir Yazıcı ebekiryazici@hotmail.com Dr. Mustafa Ülger Üyeler: Derneğimizin 53’si erkek, 4’ü kadın, toplam 57 üyesi bulunmaktadır. Aşağıda üyelerimizin bir kısmı yer almaktadır: Prof. Dr. Bekir Karlıga bkarliga@superonline.com
Prof. Dr. İlhan Kutluer kutlueri@yahoo.com
Prof. Dr. Kasım Turhan turhankasim@hotmail.com
Prof. Dr. Necip Taylan necip.taylan@tbmm.gov.tr
Prof. Dr. Ali Durusoy durusoyali@hotmail.com Üyeler hakkında detaylı bilgi için isimlerin üzerine tıklayınız.
Prof. Dr. Yaşar Aydınlı yasaraydinli@hotmail.com
Doç. Dr. İbrahim Çapak capakibrahim@hotmail.com
Doç. Dr. İ.Hakkı Aydın iaydin@hotmail.com
Doç. Dr. Şahin Filiz safiliz@hotmail.com
Doç. Dr. B. Ali Çetinkaya bacetink@cumhuriyet.edu.tr
Doç. Dr. Ömer Alper
Doç. Dr. Muhittin Macit mmacit@literayayin.com
Doç. Dr. İsmail Erdoğan ismailerdogan@firat.edu.tr
Doç. Dr. Atilla Arkan arkanatilla@hotmail.com
Doç. Dr. Hüseyin Karaman huseyinkaraman@hotmail.com
Y.Doç. Dr. Şaban Haklı hakli@mailcity.com
Y.Doç. Dr. Harun Anay harunanay@yahoo.com
Y.Doç. Dr. Cevdet Kılıç ckilic@hotmail.com
Aygün Akyol aygunakyol@yahoo.com
İsmail Akyol ia@ismailakyol.com
Genel Kurulda, gelecek İslam felsefesi Anabilim Dalları İstişarî Toplantısının 2008 Haziran ayında Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesince tertip edilmesi teklif edildi ve bu teklif kabul edildi. Kurulda İlahiyat Fakülteleri İslam Felsefesi Tarihi Anabilim Dalları için yeni bir “İslâm Felsefesi Tarihi” kitabı yazılması fikri görüşüldü. Bunun için bir heyet oluşturulması fikri benimsendi. Şam” da bulunan Farabî’nin mezarının onarılması için teşebbüslerde bulunulması fikri benimsendi. İlahiyat Fakülteleri İslam Felsefesi Tarihi Anabilim Dallarında yapılmış ve yapılmakta olan Lisansüstü tez konularının Dernek Merkezine bildirilerek Web sayfasında yayınlanmasının uygun olacağı fikri benimsendi. Bu konu ile ilgili yazışmaların Dernekçe yapılması kararlaştırıldı. Dernek Web sayfasında Derneğin üyelerinin ad ve soyadlarının yayınlanmasına karar verildi. Dernek aidat tutarlarının Derneğin, T.C. Ziraat Bankası Beşevler Şubesindeki 5497871–5001 no.lu hesabına üyenin kendi banka şubesine vereceği yazılı talimatla “otomatik ödeme” tarzında ödenmesi kararlaştırıldı. Derneğin Adının “Türkiye İslam Felsefesi Araştırma Merkezi” şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı fikri benimsenerek karara bağlandı. “Türkiye” adının alınabilmesi için Derneğin İçişleri Bakanlığı nezdinde teşebbüste bulunmasına karar verildi.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Gerçekleştirilen etkinlikler: 20.03.2000 tarihinde Ankara’da kurulmuş olan ve 57 üyesi (53 erkek, 4 kadın) bulunan derneğimiz, aşağıdaki etkinlikleri gerçekleştirmiştir. 2001 Panel: “İslâm Düşüncesine Yeni Bakışlar” Katılımcılar: Prof. Dr. Hayrani Altıntaş Prof. Dr. Murtaza Korlaelçi Prof. Dr. Kazım Sarıkavak Yrd. Doc. Dr. Gürbüz Deniz
08 - 09 Kasım 2002 "İslam Felsefesi'nin Meseleleri Sempozyumu”.(Ulusal) (Sempozyum afişi için >>>)
08 Haziran 2003 Genel Kurul toplantısı.
Ekim 2003 Elis Yayınları tarafından İslam Felsefesinin Sorunları adlı kitabın yayını. (Detaylı bilgi için Yayınlar bölümüne bakınız)
2003 Prof. Dr. Doğan Aydal’ın “İslâm ve Bilim” adlı konferansı.
07 - 08 Ekim 2004 Uluslararası Farabi Sempozyumu (TİKA ile müşterek) (Sempozyum afişi için >>>)
21 Nisan 2005 Panel “İslam Felsefesinde Bir Ömür” (Emekli felsefecilere nişan verme)
Mayıs 2005 Elis Yayınları tarafından yayınlanan Uluslararası Farabi Sempozyumu Bildirileri adlı kitabın yayını. (Detaylı bilgi için Yayınlar bölümüne bakınız)
11 Haziran.2005 Genel Kurul toplantısı.
14 Ekim 2006 Konferans “Oruç ve Sağlık” Prof. Dr. Cemal Çevik
8–9 Kasım 2006 İslam Felsefesinin Özgünlüğü Sempozyumu (Ulusal) >>ayrıntılı bilgi (Sempozyum afişi için >>>)
11 Aralık 2006 Konferans “Su ve Hayat” Prof. Dr. Cemal Çevik
9 Haziran 2007 Genel Kurul toplantısı. 22-24 Mayıs 2008 Uluslar arası İbn Sina sempozyumu >>ayrıntılı bilgi
Planlanan etkinlikler: Genel Kurulda, gelecek İslam felsefesi Anabilim Dalları İstişarî Toplantısının 2008 Haziran ayında Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesince tertip edilmesi teklif edildi ve bu teklif kabul edildi. Kurulda İlahiyat Fakülteleri İslam Felsefesi Tarihi Anabilim Dalları için yeni bir “İslâm Felsefesi Tarihi” kitabı yazılması fikri görüşüldü. Bunun için bir heyet oluşturulması fikri benimsendi. Şam” da bulunan Farabî’nin mezarının onarılması için teşebbüslerde bulunulması fikri benimsendi. İlahiyat Fakülteleri İslam Felsefesi Tarihi Anabilim Dallarında yapılmış ve yapılmakta olan Lisansüstü tez konularının Dernek Merkezine bildirilerek Web sayfasında yayınlanmasının uygun olacağı fikri benimsendi. Bu konu ile ilgili yazışmaların Dernekçe yapılması kararlaştırıldı. Dernek Web sayfasında Derneğin üyelerinin ad ve soyadlarının yayınlanmasına karar verildi. Dernek aidat tutarlarının Derneğin, T.C. Ziraat Bankası Ankara-Emek Şubesindeki 5497871–5001 no.lu hesabına üyenin kendi banka şubesine vereceği yazılı talimatla “otomatik ödeme” tarzında ödenmesi kararlaştırıldı. Derneğin Adının “Türkiye İslam Felsefesi Araştırma Merkezi” şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı fikri benimsenerek karara bağlandı. “Türkiye” adının alınabilmesi için Derneğin İçişleri Bakanlığı nezdinde teşebbüste bulunmasına karar verildi.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
İslam Felsefesinin Sorunları, Elis Yayınları, Ekim 2003, Ankara, 327 s. Bu kitap, 08 - 09 Kasım 2002 tarihleri arasında Ankara'da İSFED tarafından düzenlenmiş olan "İslam Felsefesi'nin Meseleleri" Sempozyumunun yeniden gözden geçirilmiş tebliğlerinden oluşmaktadır. |
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
Uluslararası Farabi Sempozyumu Bildirileri, Elis Yayınları, Mayıs 2005, Ankara, 379 s. Bu kitap, 07 - 08 Ekim 2004 tarihleri arasında Ankara'da İSFED tarafından düzenlenmiş olan " Uluslararası Farabi Sempozyumu"nda sunulmuş olan bildirilerden oluşmaktadır. Kitapları İSFED aracılığı ile temin etmek ve detaylı bilgi almak için: İsmail Akyol | isfed@isfed.org.tr |
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Genel Kurulda, gelecek İslam felsefesi Anabilim Dalları İstişarî Toplantısının 2008 Haziran ayında Sakarya Üniversitesi İlâhiyat Fakültesince tertip edilmesi teklif edildi ve bu teklif kabul edildi. Kurulda İlahiyat Fakülteleri İslam Felsefesi Tarihi Anabilim Dalları için yeni bir “İslâm Felsefesi Tarihi” kitabı yazılması fikri görüşüldü. Bunun için bir heyet oluşturulması fikri benimsendi. Şam” da bulunan Farabî’nin mezarının onarılması için teşebbüslerde bulunulması fikri benimsendi. İlahiyat Fakülteleri İslam Felsefesi Tarihi Anabilim Dallarında yapılmış ve yapılmakta olan Lisansüstü tez konularının Dernek Merkezine bildirilerek Web sayfasında yayınlanmasının uygun olacağı fikri benimsendi. Bu konu ile ilgili yazışmaların Dernekçe yapılması kararlaştırıldı. Dernek Web sayfasında Derneğin üyelerinin ad ve soyadlarının yayınlanmasına karar verildi. Dernek aidat tutarlarının Derneğin, T.C. Ziraat Bankası Ankara-Emek Şubesindeki 5497871–5001 no.lu hesabına üyenin kendi banka şubesine vereceği yazılı talimatla “otomatik ödeme” tarzında ödenmesi kararlaştırıldı. Derneğin Adının “Türkiye İslam Felsefesi Araştırma Merkezi” şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı fikri benimsenerek karara bağlandı. “Türkiye” adının alınabilmesi için Derneğin İçişleri Bakanlığı nezdinde teşebbüste bulunmasına karar verildi.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Basında İSFED: |
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
İstanbul’daki ‘Felsefe Kongresi’ne İslam felsefecileri çağrılmadı: http://www.zaman.com.tr/2003/08/16/haberler/h10.htm İslam Felsefecileri Derneği'nin İslam Felsefesinin Meseleleri adlı sempozyumu: http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2003/kasim/19/k03.html
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
İSFED web sitesinde sorularımıza cevap veriliyor mu? İSFED e-posta adresine isfed@isfed.org.tr İslam Felsefesi ve genel olarak İslam dini ile ilgili her türlü sorunuzu gönderebilirsiniz. Ayrıca istek, eleştiri ve görüşlerinizi de bekliyoruz. Cevaplar e-posta aracılığı ile soru soran kişiye e-posta olarak gönderiliyor mu? Bu soruların cevapları, mümkün olan en kısa sürede ve sadece web sitesinde yayınlanacaktır. Siteyi sürekli takip ederek sorduğunuz sorunuzun cevabını okuyabilirsiniz.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Bu bölümde kısaca İslam Felsefesi'nin tanıtımı yapılacaktır. İSFED üyelerinin katkılarını bekliyoruz. İSLÂM FELSEFESİ İslâm felsefesi, Müslüman filozofların ortaya koydukları felsefî düşüncenin genel adıdır. Felsefî bir düşünce olma bakımından İslâm felsefesinin, diğer felsefelerden hiçbir farkı yoktur. İslâm felsefesi tabirindeki felsefe ifadesi, Yunan felsefesi Hind felsefesi, Modern çağ felsefesi derken felsefe neyi ifade ederse onu ifade eder; konu ve metot yönünden farklı değildir. İslâm kültüründe “İslâm Felsefesi” adı verilen, geleneksel felsefî düşünce, hiç şüphesiz İslâm kültür mirasının en zengin ve en geniş bir parçasıdır. Bu felsefî düşüncenin ana hatlarını ve özelliklerini bilmeden, genel İslâm kültürünün bir değerlendirmesini yapmak oldukça zor bir iştir. Bu felsefî düşünceyi bilmeden, onunla sıkı ilişkisi olan bazı kelâmî, felsefî ve fıkhî meseleleri, onların yapısını tam olarak anlamak mümkün değildir. Bununla ilgili olarak tamamen dinî ilimlerden sayılan özellikle rey’e dayanan tefsir meselelerini bile hakkıyla anlamak mümkün değildir. İslâm Felsefesi, Batı Kültür Tarihi içinde de büyük bir önemi haizdir. Nasıl klasik Yunan ve Helenistik felsefe bilinmeden İslâm felsefesini iyi bilmek ve genel kültür tarihi içinde değerlendirmesini yapmak mümkün değilse, İslâm felsefesini bilmeden de, Hıristiyan ve Yahudi felsefesini, Ortaçağ Felsefesini ve XVIII. yüzyıla kadar olan Modern felsefeyi hakkıyla tanımak ve değerlendirmek aynı şekilde mümkün değildir. Çünkü, İslâm Felsefesinin Batı felsefesine etkisi sanıldığından daha büyüktür. Meselâ, Gazâlîci konumunda olan Clarke ile İbn Rüşdçü konumda olan Leibniz arasındaki tartışmaları, bu tartışmaların şeklini ve yapısını, Gazzâlî ve İbn Rüşd arasındaki tartışmaları bilmeden, hakkıyla anlamak ve değerlendirmek mümkün değildir. Hıristiyanlık, dinî sebeplerle felsefeye karşıydı. Bu olumsuz tutumu özellikle Klasik Yunan Felsefesine yöneltmişlerdi. Bu yüzden Batı âlemi Yunan Felsefesini unutmuştu. İslâm Felsefesi 11. yüzyıldan itibaren Batı dünyasına bu felsefeyi hatırlatmak ve öğretmek rolünü üstlenmiştir. Bundan dolayıdır ki, İslâm Felsefesinin Batı düşüncesinin gelişimine yaptığı bu katkı, onun önemini bir kat daha artırmaktadır. Ortaçağ Hıristiyanlığı, özellikle Skolastik devirde, Aristo’yu sınırlı anlamda bir mantıkçı olarak tanıyordu; çünkü o devirlerde Batı’da ilim ve araştırmayı inhisarına almış olan kilise, dinî akidelere ters düştüğü gerekçesiyle Aristo’nun başta Metafizik ve Fizik olmak üzere diğer kitaplarının tanınmasına ve okutulmasına müsaade etmiyordu. Batı, gerçek Aristo’yu, onun eserlerinden Arapça’ya tercümeler yaparak eserler veren ve müslüman filozofların çalışmalarıyla tanıdı. Bu eserler Latince ve diğer yerel dillere çevirmeye başladıkları X. yüzyıldan itibaren Batı Aristo’yu ve Yunan Felsefesini tanımaya başlamıştır. Gerçekten İslâm felsefesi, tarihî ve doktrinal gelişimi içinde, hele tasavvufî ve kelâmî düşünce çeşitlerini de içine alacak şekilde bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yepyeni meseleler ortaya atan, bu meselelerle birlikte eski Yunan felsefesinin meselelerine yeni çözümler sunan, İslâmî karakteriyle de özgün bir felsefedir. Onun eklektik bir felsefe olması, özgün olmasına mani değildir, yukarıda da belirtildiği üzere, aslında eklektik olmayan hiç bir felsefe ve insan düşüncesi yoktur. İSLÂM FELSEFESİ TARİHİ İSLAM FİLOZOFLARI TEZLER T.C. ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İSLAM FELSEFESİ TARİHİ BİLİM DALI TEZ PROJELERİ
Danışman: Prof. Dr. Hayrani Altıntaş
Yüksek Lisans Tezleri -Aksu,S., Eflatun’un İslam Felsefesine Etkiler,1999. -Akyol,A., Musaraatü’l-Felasife’ye göre Şehristani’nin Felsefi Görüşleri, 2003. -Akyol,İ., Ruh Kavramı,Türk Düşüncesinde Ruh Telakkileri, 1998. -Ata, U.,Peygamberlerin Düşünce ve Ahlak Gelişimine Katkıları, 1999. -Bozkurt, Ö., İbn Rüş’de Nedensellik, 2003. -Çetinkaya,B.A., M. Ş. Günaltay ve Fikriyatı, 1994. -Çoşar,H., Nihayetü’l-İkdam’a göre Şehristani’nin Felsefi Görüşleri, 2003. -Deniz, G., Katip Çelebi’nin Eğitim Anlayışı,Ankara Üniversitesi,1992. -Derin,N., Ö.N.Bilmen’in Ahlak Anlayışı, 2003. -Eskicioğlu, C., Y.Kemal Beyatlı’nın Dini Düşüncesi, 1998. -Gencetav,D., Divanı Hikmette Ahlaki Unsurlar, 1999. -Gülmez, B., Meşşailerde Yaratıcı Kavramı, 2000. -Gürsoy,A., İbn Sina’nın Gayeci Anlayışı, 2003. -Hanoğlu,İ., Meşriki,İşraki Hikmet ve İslam Felsefesinin Özgünlüğü, 2003. -Kabylov,N., Gazali’de varlık Meselesi, 2002. -Kaplan,H., İslam Düşüncesine Göre Nefs ve Ruh, 1995. -Keleş,M., Türk-İslam Felsefesinde R. Tevfik Bölükbaşı, 1997. -Kılıç, C.,Muhammed İkbal’de Felsefi ve Tasavvufi Kavramlar, 1994. -Maraş, İ., Molla Lütfi’nin Felsefi ve Kelami Görüşleri, 1992. -Öksüz,R., Safahatta Ahlaki Unsurlar, 1999. -Pazarlıklı,M., Farabi düşüncesinde Saadetin Temel Kaynakları,2004. -Saruhan M.S., İslam düşüncesinde İstiare, 1994. -Şahin,E., K.Cem’de Farabi’nin Eflatun ve Aristo’yu Uzlaştırması,1997. -Şener, İ., Kutadgubilig’de Felsefi Kavramlar, 1997. -Uyanık M.,İslam Akaidinde Karşıt Fikirler 1989. -Üzerovski,E.Ö., Farabi ve Descartes’de Mutluluk, 2004. -Yalçınkaya,C., İslam Düşüncesinde İyimserlik, 2003. -Yiğit,H.Ş.,Ahmet Mithat Efendi’nin Felsefi Fikirleri, 2006.
Doktora Tezleri : - Cebecioğlu, E., Hacı Bayram Veli ve Tasavvuf Felsefesi, 1989. -Ata, U., İbn Sina’da Peygamberlik, 2005. -Çetinkaya, B.A.,İzmirli İ. Hakkı’ve Felsefi Düşünceleri,1999. -Deniz, G., Hocazade ve Tusi Tehafütlerinin Karşılaştırlması, 1999. -Gencetav, D., Ahmet Yesevi’nin Düşünce Sistemi, 2003. -Göz,K., İslam’da ve Milletlerarası Belgelerde Hürriyet, 2005. -Kaplan,H.,Fahreddin Razi’nin Düşüncesinde Ruh ve Ahlak, 2001. -Kılıç, C., Hak dini ve Halk Dini, 2000. -Maraş, İ.,İdil-Ural Türklerinde Cedidçilik Hareketleri, 2000. -Saruhan, M.S.,İslam Ahlak Felsefesinde Bilgi ve Hürriyet, 2000. -Şahin, E., Farabi’nin Zihin Felsefesi, 2003. -Uyanık, M., Çağdaş İslam Düşüncesinde Bilginin İslamileştirilmesi, 1994. -Ülger,M., Hoca Abdülkerim Efendi’nin Felsefi Görüşleri, 2007.
T.C. GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İSLAM FELSEFESİ TARİHİ BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZ PROJELERİ
Danışman :Doç. Dr. Mevlüt UYANIK Ramazan Karaman, Nurettin Topçu’ya Göre İnsanın Yeryüzündeki Varoluş Anlamı Rukiye Ahıshalı, Türk Düşünce Tarihinde Sezai Karakoç Ve Diriliş Kuramı Tuba Köksal, Bilgi Edinme Sürecinde Platon Ve Farabi’nin İdealar Kuramının Rolü Tahsin Yurttaş, Muhammed İkbal Felsefesinde Benlik Kavramı- Zihin Felsefesi Açısından Bir Tahlil Halime Dalahmetoğlu, İbn Rüşd’de Burhan Kavramının Tahlili Lütfü Şahin, Sabri Fehmi Ülgener'in Ekonomi Politik Anlayışı Ve…
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Şaban Haklı A-BİTMİŞ OLAN TEZLER 1-Münevver Mücahide Yılmaz, “Farabi’de Siyaset-Ahlak İlişkisi”. 2-Özcan Sarıdoğan, “İbn Sina’da Ölümsüzlük Düşüncesi” 3-Feyza Ceyhan Coştu, “Felsefe Mecmuası ve Felsefe ve İçtimaiyat Mecmuası’nın Tahlil ve Tasnifi”. 4-Özgür Demirel, “İbn Sina’da Vahiy”. 5-Zehra Acar, “İbn Haldun’un Tasavvufa ve Felsefeye Eleştirileri”. 6-Bayram Tamtürk, “Farabi’nin Mutluluk Anlayışı”. B-YAPILMAKTA OLAN TEZLER 1-Emrullah Kılıç, “Ali Fuat Başgil’in Materyalizm’e Bakışı ve Eleştirileri”. 2-Esra Karadavut, “Kınalızade Ali Efendi ve Ahlak-ı Alai Üzerine Bir Tahlil”.
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Ferit Uslu A-BİTMİŞ OLAN TEZLER 1. Köksal, Hüseyin, “İbn Sina’da Aşk Kavramı”, Mayıs, 2007. B-YAPILMAKTA OLAN TEZLER 2. Ünal, Arif, “Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’deki Kozmolojik Görüşlerinin Analizi ve Günümüz Bilimi Açısından Değerlendirilmesi”. 3. Alagöz, Hatice, “S. Hüseyin Nasr’ın Felsefesinde Dini Çoğulculuk”. 4. Bayıroğlu, Havva, “Farabi’nin Astroloji Hakkındaki Görüşleri ve Günümüz Astrolojisine Etkileri”. 5. Karaman, Fatma, “İsmail Fethi'nin Ruh ve Ahlâkla İlgili Görüşleri”. 6. Yiğit, Hande, “Ömer Hayyam’ da Din ve Tanrı Kavramları”.
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
İSFED üyelerinin yayınlamak istedikleri ve Yönetim Kurulu tarafından uygun görülen İslam Felsefe'si ile ilgili makaleler bu bölümde yayınlanacaktır. Makalelerini burada yayınlamak isteyen üyelerimizin Makalelerini e-posta olarak ve elektronik ortamda yazılmış olarak bize göndermelerini bekliyoruz. E-mail adresimiz: isfed@isfed.org.tr
Bir Sempozyumun Ardından: İSLAM FELSEFESİNİN ÖZGÜNLÜĞÜ Prof. Dr. İlhan Kutluer M.Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 30 (2006/1), İstanbul 2007, s. 242-247.
8-9 Kasım 2006 tarihinde üçüncüsü düzenlenen İslam Felsefesi Anabilim Dalları III. İstişarî Toplantısı Ankara İlahiyat Fakültesi Yunus Emre Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Organizasyonunu Prof. Dr. Hayrani Altıntaş’ın başkanı olduğu İslâm Felsefecileri Derneği ve A.Ü. İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Anabilim Dalı’nın yaptığı toplantının asıl gündemi “İslâm Felsefesinin Özgünlüğü” meselesinin tartışılacağı sempozyum idi. Bu yüzden toplantının -son çeyreği hariç- bütün oturumları sempozyum programıyla ilgili oldu. Son oturum ise İslam felsefesinin bugünü ve geleceğinin tartışıldığı bir genel görüşme şeklinde geçti. Sempozyum’da alanın uzmanları tarafından sekiz tebliğ sunuldu ve müzakere edildi. Toplantının açış konuşması ev sahibi Fakülte’nin sayın dekanı Prof. Dr. Mualla Selçuk tarafından yapıldı. Sayın Dekan “eleştirel bilincin egemen olması yönünde felsefe ne yapabilir?” sorusunu toplantının gündemine taşıdı. İslam felsefesi alanına unutulmaz katkıları olan ünlü isimler Prof. Dr. Necati Öner, Prof. Dr. Mübahat Küyel, Prof. Dr. İbrahim Agah Çubukçu ve Prof. Dr. Hüseyin Atay da oturumlara başkanlık etmek suretiyle toplantıyı onurlandırdılar. Sempozyum’da –program broşüründe ilan edilen sıraya göre zikredersek- Prof. Dr. Bekir Karlığa “İslam Felsefesinin Özgünlüğü”, Prof. Dr. İlhan Kutluer “İslam Felsefesi Hangi Anlamda Özgündür?”, Doç. Dr. Şahin Filiz “Metafizik ve Ahlak Bağlamında Ebu Hayyan et-Tevhidi’nin İnsan Felsefesi”, Doç. Dr. İ. Hakkı Aydın “İslam Ahlakının Özgünlük Problemi”, Doç. Dr. Ömer Mahir Alper “İslam Felsefe Geleneğinde Metafiziğin Konusu: Özgünlük Açısından Bir Yaklaşım”, Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar “İslam Felsefesinin Özgünlüğü Meselesi”, Yard. Doç. Dr. Gürbüz Deniz “İbn Tufeyl ve Hayy b. Yakzan Hikayesinin Kur’ani Temelleri” ve Yard. Doç. Dr. Şaban Haklı “Felsefi Değeri Bakımından İslam Felsefesi Hakkında Bir Değerlendirme” başlıklı tebliğlerini sundular. Yazının hacmi gereği bütün tebliğlerin muhtevalarını ayrıntılarıyla aktarmak ve değerlendirmek imkânından mahrumuz. Okuyucu sempozyum kitabı yayınlandığında bütün tebliğleri okumak ve bizzat değerlendirmek fırsatını nasıl olsa bulacaktır. Bu yüzden sempozyumun genel atmosferini yansıtan bazı değinmelerle yetineceğiz. Prof. Dr. Bekir Karlığa tebliğinde meselenin oryantalist bakış açılarıyla ilgili boyutuna dikkat çekti ve özellikle Ernest Renan ve Leon Gauthier isimleri üzerinde durdu. Karlığa’nın hareket noktası, Renan’ın niçin İbn Rüşd adı üzerinde odaklandığı sorusu idi. Karlığa’ya göre Renan’ın İbn Rüşd ve İbn Rüşdçüler adlı eseri aslında Latin İbn Rüşçülüğüyle ilgilidir ve bu akım İbn Rüşd’le alakası olmayan “çifte hakikat” teorisiyle modern pozitivizmin öncüsü olacaktır. Renan’ın İbn Rüşd ve İbn Rüşdçlerle ruhî akrabalığı da onun iflah olmaz bir pozitivist olmasından gelmektedir. Karlığa ayrıca bu ünlü bilginin özellikle Paris Sorbonne Üniversitesi’nde verdiği “İslam ve Bilim” başlıklı ünlü konferansında Avrupa-merkezci ve ırkçı önyargılarla İslam felsefesi hakkında doğru olmayan yorumlar ürettiğini hatırlattı. Bu konferansında Renan açıkça İslam’ın doğası itibariyle bilim ve felsefeye kapalı bulunduğunu, bu yüzden “terakkî”ye engel teşkil ettiğini, Semitik ırkların (yani Arapların) felsefeye yatkın olmayan bir zihin yapısına sahip olduğunu ve İslam dünyasında felsefe adına kaydedilen başarıların, kökenleri Hint- Avrupa ırk ailesine mensup İranlılarca ortaya konduğunu ileri sürmüştü. Ancak Karlığa’nın belirttiği gibi bu görüşler modern araştırmacılar nezdinde artık taraftar bulmamaktadır. İslam dininin akılla hiçbir biçimde uyuşmayacağını ileri süren Leon Gauthier’nin de Renan ile aynı kaderi paylaştığı yorumunu yapan Karlığa konuşmasının sonlarına doğru bütün bu oryantalist mitleri yerle bir eden çalışmalarıyla ün kazanan Yeni-Thomasçı düşünür Etienne Gilson adına dikkat çekti. Prof. Dr. İlhan Kutluer’in tebliği özgünlük fikrinin İslam felsefesine hangi anlamda nispet edilebileceği üzerineydi. Kutluer ana fikir olarak İslam felsefesinin özgünlüğünün hem bizzat varoluşunda hem de mahiyetinde aranması gerektiği üzerinde durdu. Kutluer’e göre özgünlük kavramına bizâtihî felsefenin doğası açısından yaklaşmak ve meseleye İslam felsefesi tarihini “yapanlar”ın gözünden bakmak gerekir. Bu perspektifler araştırmacıyı kendi zihnindeki özgünlük şablonunu tarihe giydirmekten alıkoyacak ve sahici bir değerlendirmeye imkân sağlayacaktır. Açıkçası ancak böyle bakıldığında genelde felsefe, özelde de İslam felsefesinde özgünlüğün süreklilik fikrinden bağımsız olarak ele alınamayacağı fark edilecektir. Kutluer’e göre İslam felsefesinin etkileyici bir tarihsel gerçeklik olarak var oluşu kendi başına bir özgünlük değeri taşımaktadır. İslam medeniyeti bir felsefe geleneğinin var olmasını mümkün kılmıştır ve cinsinin “felsefe” olmadığı yönündeki her türlü itirazı geçersiz kılan tarihsel varlığıyla İslam felsefesi insanlığın düşünce ve bilim serüveni açısından özgün bir başarıyı simgelemektedir. Mahiyeti bakımından sahip olduğu özgünlük ise onu diğer felsefe geleneklerinden ayıran “fasıl”la ilgilidir ve bu fasıl İslam medeniyetini öteki medeniyetlerden ayıran ayırım noktasıyla aynıdır. Dolayısıyla İslam felsefesinin cinsi bakımından felsefe olduğu, faslı bakımından İslam medeniyetine özgü bulunduğu teslim edilmelidir. Doç. Dr. Şahin Filiz özgünlük meselesini Ebû Hayyân et-Tevhidî’nin felsefî yaklaşımları çerçevesinde ele aldı. Filiz, Tevhîdî’nin felsefenin merkezine insan metafiziğini yerleştirerek ait olduğu medeniyete özgü bir “hümanizm” fikri geliştirdiğini öne sürdü. Filiz’e göre Tanrı-doğa-akıl ilişkileri bakımından insanın hem entelektüel aydınlanmaya hem de ahlakî erdemliliğe yönelen, yani aklıyla bilen ve iradesiyle seçen bir “özne” olarak tanımlanışı Tevhidî’nin felsefesinde özgün bir tarzda vurgulanmıştır. Filiz, bu sufi-filozofun insan sorunu üzerinde odaklanmak bakımından İslam düşünce tarihinde de özgün bir konuma sahip olduğunu savundu ve Tevhidî’nin insan metafiziğine dair fikirleriyle, İslam felsefesinin geleceği açısından da bir özgünlük modeli olarak ele alınabileceğini şu sözleriyle vurguladı: “İslam felsefesinin özgünlüğü, Tevhidî’nin tasavvufa dayalı insan felsefesini yeniden Türk-İslam tasavvufu ve Türk’ün İslam anlayışıyla yeşertmekle daha açık bir şekilde ortaya konulmuş olacaktır”. Doç. Dr. İbrahim Hakkı Aydın’ın tebliği, özgünlüğün İslam düşüncesinde geliştirilmiş ahlak teorilerinde ne ölçüde yansıdığı meselesiyle ilgiliydi. Aydın başlarken İslam düşünce tarihindeki felsefî ahlak teorilerinin Eflatuncu, Aristotelesçi ve Yeni-Eflatuncu kavram sistemiyle ilişkisinin iyi bilindiğini hatırlattı. Ancak Aydın’a göre, bu tarihsel durumun özgünlük niteliği açısından doğurabileceği tereddüt, dinî ahlak ilkeleriyle teorik ahlak kavramlarının Müslüman ahlakçılar tarafından eklektik bir yapılanma içinde örtüştürüldüğü gerçeği kavranarak aşılabilir. Söz konusu fikrî yapılanmayı eklektik olarak değerlendirmek, Aydın’a göre yine çelişkili bir durum oluşturmayacaktır. Çünkü Müslüman filozoflar, ilkeleri ve sonuçları bakımından din ile uyum içinde olan teorik ahlak sistemleri kurmayı başarmışlardır. İslam ahlak teorilerinin özgünlüğü yalnızca dinle uyum içinde inşa edilmiş olmalarında değil, belki bundan da fazla olarak, teorilere ruhunu veren İslam dininin ahlakî eyleme sevk edici kudretinde aranmalıdır. Doç. Dr. Ömer Mahir Alper’in sunduğu tebliğ, Müslüman filozofların metafiziğin saha ve sınırlarıyla ilgili olarak geliştirdiği özgün fikrî tutumları konu edinmişti. Alper öncelikle Aristoteles’in Metafizika adlı eserinde Müslüman filozoflara problematik gelen hususun metafiziğin konusu ve gayesiyle ilgili olduğunu vurguladı. Eserin çeşitli bölümlerinde bu disiplinin “varlığın varlık olarak bilgisi”, “nihâî ilke yahut sebeplerin bilgisi” ve “teoloji”yi konu edindiğini hatırlatan Alper, bunun doğurduğu kafa karışıklığının Müslüman filozoflarda bir belirgin kılma tutumunu geliştirdiğini belirtti. Bu tutumun sonuçları, Alper’in tespitlerine göre, “metafiziğin konusunu belirli bir alanla sınırlandırarak bunun en temelde Tanrı ve Rubûbiyet olduğunu ileri sürmek, bu çerçevede İslâm ilahiyatıyla metafiziğin konusunu özdeşleştirmek, metafiziğin konusuna ilişkin kapalılığı açık hâle getirmek ve netleştirmek, metafiziğin konusunu genişleterek ona yeni konu ve boyutlar ilave etmek, metafizikten metafiziğe ait olmayan unsurları çıkarmak, diğer bilimlerde yer alan metafiziğe ait konuları metafiziğe dâhil etmek” şeklinde sıralanabilir. Tebliğin sunumu boyunca çeşitli müslüman filozoflar açısından örneklendirilen bu farklı yaklaşımlar, Alper’e göre, genellikle ortaya konmaya çalışıldığı gibi sadece metafizik problemlerin analizi bakımından değil aynı zamanda bizzat metafiziğin saha ve sınırlarının yeniden tespiti bakımından da bir özgünlüğün işaretleri olarak yorumlanmalıdır. Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar özgünlük problemini İslam felsefesi hakkındaki oryantalist söylem ile irtibatlandıran bir tebliğ sundu. Bayrakdar, Batı’da XIX. yüzyılda başlayan İslam felsefesi tarihi yazımının İslam felsefesinin özgün olmadığı, senkretisizmin tipik bir örneğini teşkil ettiği ve Yunan düşüncesinin bir devamı olduğu şeklindeki kanaati bilinçli biçimde propaganda ettiğini vurguladı. Bu değerlendirmenin özellikle Meşşâî felsefe ekol için yapıldığını belirten Bayrakdar’a göre, her şeyden önce sorgulanması gereken şey, mutlak anlamda özgün bir düşüncenin mümkün olup olmadığıdır. Bunun ışığında yürüyerek neredeyse mucizevî bir özgünlük abidesi olarak tasavvur edilen Yunan düşüncesinin de gerçekten özgün olup olmadığı meselesi derinlemesine sorgulanabilir. Bu çerçevede Yunan filozoflarının Mısır, Babil, Fars ve Hint kültürleriyle temasları ve bu kültürlere olan borcu hakkında bizzat filozofların eserlerinden çarpıcı örnekler veren Bayrakdar, son tahlilde bütün büyük düşünce sistemlerinin, bazı durumlarda özgünlüğün zıddı gibi kavranan eklektisizmin gerek yöntem gerekse doktrin planındaki anlamlı ifadeleri olduğu tezini savundu. Ancak bu tezin en dikkat çekici kavramı “yaratıcı eklektisizm” idi ve bu bağlamda İslam filozoflarındaki eklektik tutumun insanlığın düşünsel birikimine özgün katkı sağlamak anlamında yaratıcı bir nitelik taşıdığı da Bayrakdar tarafından ısrarla savunuldu. Bayrakdar’a göre bu yaratıcılığın kökeninde düşünürlerin vahiyle olan ruhî ve zihnî ilişkileri yatmaktadır. Nitekim kelam geleneğinde de bu türden özgün yaklaşımların örneklerini bulmak mümkündür. Tebliğde ayrıca İslam düşüncesinde asıl özgünlüğün bilimsel düşüncede aranması gerektiği, bu alandaki özgün başarıların, Bîrûnî gibi evrensel çaptaki Müslüman bilimcilerin tümevarıma dayalı yöntemi geliştirmeleriyle ilgisi bulunduğu da vurgulandı.
Yard. Doç. Dr. Gürbüz Deniz’in tebliği İbn Tufeyl’in ünlü Hayy b. Yakzân’ındaki Kur’ânî atıflar üzerineydi. Hz. Adem’in topraktan yaratılışından, Hz. Musa’nın bir sepete konup suya bırakılmasına, Habil-Kabil kıssasındaki karganın ölü kargayı gömmesinden, Hz. İbrahim’in Hakk’ı arayışına kadar bir çok Kur’ânî anlatımın Hayy b. Yakzân’da kurucu unsurlar olarak yer alması, Deniz’in tebliğinden anlaşıldığına göre, yazarının Kur’ân ikliminde nefs alıp verişinin bir sonucudur. El değmemiş bir doğanın bağrında ve sosyo-kültürel şartlanmalardan uzak bir aklî gelişim çizgisinde gelişen bir araştırma serüveninin Tanrı’yı bulma ve/veya Tanrı’yla buluşma şeklinde son bulduğu bu “adasal” eser aslında sırf bu temasıyla bile özgün bir metin olmayı hak etmiştir. Pococke’un Latince çevirisi ardından neredeyse bütün Avrupa ulus dillerine kazandırılmış olması bunun kanıtıdır. Deniz’in özgünlük bağlamında özellikle dikkat çekmek istediği husus ise Hayy b. Yakzân’daki tartışma götürmeyen özgünlük değerinin eserdeki kurucu unsurların Kur’ân-ı Kerîm kaynaklı oluşuydu. Eserin temellerini Kur’ân’dan aldığını vurgulamak, öyle anlaşılıyor ki, tebliğ sahibinin Hayy b. Yakzân’ın ruhunu İslam dışı kaynaklara bağlamak isteyen bazı yorumları da geçersiz kılmak istemesiyle ilgiliydi. Yard. Doç. Dr. Şaban Haklı’nın tebliği esas itibariyle İslam’da felsefî özgünlüğe imkân tanımayan ve felsefî üretimi engelleyen nedenler üzerineydi. Haklı, ilginç bir biçimde bu nedenleri çoğu kere yapıldığı gibi felsefe geleneğinin dışında değil, öncelikle bu geleneğin içinde aramamamız gerektiğini ileri sürdü. Bu bağlamda el-Cem‘ adlı ünlü risaleye müracaatla Fârâbî’nin Eflatun ve Aristoteles’in görüşlerinde kusur bulmayan yaklaşımına değinen Haklı, aynı şekilde filozofun Kitâbü’l-Hurûf’ta Aristoteles’ten sonra felsefede yapılacak yeni bir şey kalmadığı şeklindeki değerlendirmesine de dikkat çekti. Bu atıflar şüphesiz, Haklı’nın, felsefî otorite fikri konusunda İslam filozoflarının problemli bir tutum içinde oldukları ve bu problemin felsefede özgün yeniliklerin ortaya konmasına pek imkân tanımadığı şeklindeki tezini desteklemek üzere ortaya kondu. Ayrıca İslam felsefesinde metafizik (el-ilmü’l-küllî) ve özel bilimler (el-ulûmu’l-cüz’iyye) ilişkisini problematik bir yaklaşım içinde ele alan Haklı, söz gelişi metafizik-fizik örneğinde tanımlanan ilişkinin tartışmalı olduğunu savundu. Haklı’ya göre İslam felsefî ilimler sisteminde fizik kendi temel kavramlarını/ilkelerini metafizikten alıyordu ama bu ilkeler yine fizikte açıklanıyordu. Bu aslında bir şeyi kendisiyle açıklamak anlamına gelmekteydi. Ayrıca fizik gibi deneysel bir bilimin, doğruluğu tartışılmayan metafizik ilkelere dayandırılması bilim düşüncesi bakımından da problemliydi. Bu yorum üzerine yapılan müzakereler ardından İslam felsefesinde “burhân” teorisi üzerine derin araştırmalar yapmanın gereği bir kez daha hissedilmiş oldu. Yukarıda adı geçen hocalar dışında İslam felsefesi alanının; Prof. Dr. Necip Taylan, Prof. Dr. Kasım Turhan, Prof. Dr. Ali Durusoy, Doç. Dr. Mevlüt Uyanık, Doç. Dr. Bayram Ali Çetinkaya, Yard. Doç. Dr. Harun Anay, Yard. Doç. Dr. İbrahim Maraş, Yard. Doç. Dr. Atilla Arkan, Yard. Doç. (şimdi Doç.) Dr. Muhittin Macit, Doç. Dr. Müfit Selim Saruhan gibi uzmanları da tebliğlerin müzakeresine ufuk açıcı katkılarda bulundular. Son günün ikinci yarısında “İslam Felsefesinin Bugünü ve Geleceği” başlıklı bir genel görüşme yapıldı. Lisans öğrencisinin İslam felsefesi dersine daha fazla ilgi duymasını sağlamak, lisansüstü tez çalışmalarını öncelikli konulara tahsis etmek ve tez konularında muhtemel tekrarları önlemek için ne gibi tedbirler alınabileceği tartışıldı. Ardından meslektaşların kitap ve makale çalışmalarıyla ilgili olarak birbirlerini haberdar etmesi, böylece karşılıklı yardım, katkı ve eleştiri süreçlerine etkinlik kazandırılması yönünde temenniler seslendirildi. Devamla Türk düşünce tarihindeki (özellikle Selçuklu-Osmanlı dönemi) felsefeyle ilgili birikim hakkında ciddi bir araştırma boşluğu olduğu belirtildi; benzeri bir boşluğun Grek/Helenistik felsefe-İslam felsefesi arasında önemli bir köprü mesabesinde olan Grekçe şerhler hakkında da söz konusu olduğu vurgulandı. İslam felsefesi klasiklerinin Türkçe’ye kazandırılması yönündeki girişimler takdir edilerek bu tür etkinliklerin artarak sürmesi yönündeki arzular ifade edidi. Bunun yanı sıra bazı araştırmacıların İslam felsefesinin aldığı etkileri özgün metinlere dayalı olarak incelemek üzere Grekçe’ye ve İslam düşüncesinin Batı düşüncesine etkilerini incelemek üzere Latince’ye yönelmelerinin gereği vurgulandı. Toplantının sonlarına doğru ülkemizdeki İslam felsefesi çalışmalarının Türk felsefe hayatına ciddi katkılar vermeyi sürdürdüğü ve bu katkının artarak devam etmemesi için hiçbir neden olmadığı belirtilerek, İslam felsefecilerinin bütün Türk felsefe camiasıyla organik bir bütünlük içinde olması ve bunu sağlamak üzere eşgüdümlü toplantılar düzenlenmesi temennisi dile getirildi. Nihayet, gelecek sempozyumun konusunun tespiti için müzakere açıldı ve konu oy birliğiyle “İslam Felsefesi ve Güncellik” şeklinde karara bağlandı. Toplantı Prof. Dr. Hayrani Altıntaş’ın kapanış ve teşekkür konuşmasıyla sona erdi. |
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
İSFED üyelerinin yaptıkları kitap tanıtımlarını bekliyoruz. *********************************
İslamiyat VI (2003),
sayı 1 Cambridge University Press, 2002, 253 s., ISBN 0-521-79757-8 uzmanlardan biri kabul
edilen Leaman'ın bu eseri, Sözgelimi daha önce Kasım Turhan tarafından Türkçeye de
çevrilen Macid Fahri'nin BEDRİ GENCER
|
||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Burada yayınlanmasını istediğiniz İslam felsefesi ile ilgili site adreslerini göndermenizi bekliyoruz. İslam Felsefesi ile ilgili siteler: İslamic Philosophy Online, Inc. (İngilizce) | www.muslimphilosophy.com ... Felsefe ile ilgili siteler: Türkiye Felsefe Kurumu Derneği | http://www.tfk.org.tr ...
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
Posta Adresi: İSFED İslam Felsefecileri Derneği Prof. Dr. Hayrani ALTINTAŞ Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Beşevler Ankara Türkiye
Tel: 0 312 212 68 00 / 257
web: www.isfed.org.tr e-posta: isfed@isfed.org.tr
İSFED | Yönetim Kurulu | Etkinlikler | İSFED Yayınları | Duyurular | Sıkça Sorulan Sorular | İletişim İslâm Felsefesi | Makaleler | Kitap Tanıtımları | Diğer Siteler
Copyright (c) 2008 İSFED İslam Felsefecileri Derneği (800 x 600 dpi) Sitede yer alan her türlü içeriğin her hakkı
saklıdır. Sitede yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. web tasarım: İsmail Akyol / patika.iol
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||